Ekonomist Mahfi Eğilmez’in dile getirdiği üzere sanayinin millî gelir içindeki payı %17,1 seviyesine geriledi. Eğilmez, uygulanan dezenflasyon programının sanayiye orantısız biçimde etki ettiğine işaret ederek, yüksek faizler ve finansmana erişim sorunlarının üretimi zorladığını, yeni yatırımların sınırlı kaldığını belirtiyor.
Dezenflasyonun sanayiye yansımaları
Eğilmez’in değerlendirmesi, enflasyonla mücadele hedeflerinin önemini kabul etmekle birlikte, bu süreçte üretimin taşıdığı yükün göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Metinde öne çıkan somut sorunlar şunlar:
- Yüksek faiz nedeniyle sanayicinin kredi kullanmakta zorlanması,
- Finansmana erişim problemleri nedeniyle yeni yatırım kararlarının ertelenmesi,
- Üretim kapasitesinin genişleyememesi ve bunun istihdama, tedarik zincirine ve esnaf gelirlerine doğrudan yansıması.
Bu etkenler bir araya geldiğinde sipariş düşüşleri, mesai azalması ve gelir kayıpları gibi zincirleme etkiler ortaya çıkabiliyor. Eğilmez, böyle bir ortamın sürdürülebilir olmadığını; vatandaşın alım gücünün erimesi, esnafın belirsizlik içinde olması ve işletmelerin maliyet hesabı yapmakta zorlanmasının ekonominin genel dengesini bozacağını belirtiyor.
Sanayinin önemi sadece üretim değil
Metinde vurgulanan bir diğer nokta, sanayinin yalnızca bugün üretilen mallardan ibaret olmadığı. Sanayi; bilgi birikimi, teknoloji, nitelikli iş gücü ve ihracat gücü demek. Eğilmez, bir ülkenin üretim kapasitesini kaybetmesinin yıllar içinde oluşturduğu birikimi ve rekabet gücünü zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Kaybedilen pazarların geri kazanılmasının ve kapanan işletmeleri yeniden ayağa kaldırmanın her zaman kolay olmadığı ifade ediliyor.
Ayrıca, sanayi kaynaklı zayıflamanın sadece sanayi istatistiklerinde kalmayıp geniş bir ekonomik ve sosyal etkisi olduğu vurgulanıyor: işçi istihdamı, tedarikçilerin gelirleri ve yerel esnaf ekonomik daralmadan doğrudan etkileniyor. Bu nedenle enflasyonla mücadele stratejileri tasarlanırken üretimin korunmasına yönelik tedbirlerin eş zamanlı planlanması gerektiği ortaya konuyor.
Politika önerileri ve öncelikler
Eğilmez’in değerlendirmesi, politika yapıcılara ve ilgili taraflara şu öncelikleri işaret ediyor:
- Sanayicinin uygun koşullarda finansmana erişimi sağlanmalı,
- Destekler günü kurtarmaya değil; teknoloji, katma değerli üretim ve kalıcı istihdama yönlendirilmeli,
- Enflasyonla mücadele tedbirleri ile üretim kapasitesini koruyacak uygulamalar arasında denge kurulmalı.
| Gösterge | Veri / Durum |
|---|---|
| Sanayinin GSYH içindeki payı | %17,1 (Eğilmez'in tespiti) |
Sonuç olarak Eğilmez’in uyarısı, yalnızca sanayi istatistiklerine ilişkin bir gözlem olmanın ötesinde, ekonomi yönetimi için bir denge çağrısı niteliğinde. Enflasyonla etkin biçimde mücadele etmek gerekiyor; ancak bu hedef üretim ve yatırım kapasitesinin tükenmesine yol açacak uygulamalarla çeliştiğinde uzun vadede refah kaybı kaçınılmaz olabilir. Politikaların hem fiyat istikrarını hem de üretim ve istihdam kapasitesini koruyacak şekilde tasarlanması, olağan ekonomik yönetim hedefleri arasında önceliklendirilmesi gereken bir gündem maddesi olarak öne çıkıyor.
Veri odaklı bakıldığında, sanayinin payındaki gerileme tek başına bütün tabloyu açıklamasa da üretim, yatırım ve rekabet gücünün birlikte değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılıyor.