İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı da ilgilendiren çok sayıda sanıklı dava duruşmasında, eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı olduğunu söyleyen itirafçı sanığın savunması salonun havasını değiştirdi. Duruşmada öne çıkan husus, hakkında ihbar olduğu iddia edilen ve «Ekrem Bey’in telefonu» olduğu söylenen cihazın nasıl ele geçirildiği ve delil süreci oldu.
Duruşmadaki ana çerçeve
67'nci duruşma günü, itirafçı sanık olarak ifade veren Naim Erol Özgüner'in savunması sırasında tansiyon yükseldi. Özgüner, hakkındaki "örgüt yöneticisi" suçlamasını açıkça reddetti ve Hüseyin Gün ile herhangi bir emir-talimat ilişkisi içinde bulunmadığını söyledi. Savunmasında, örgüt hiyerarşisine dair iddiaları kabul etmediğini vurguladı.
Telefon iddiasının zaman çizelgesi
Sanığın duruşmada aktardığı bilgiler, soruşturma ve arama süreçlerine ilişkin bazı tarihleri içerdi. Bu veriler duruşma tutanağına göre şöyle sıralandı:
| Tarih | Olay |
|---|---|
| 11 Mayıs | Savcı tarafından avukata ihbar söylentisi iletilmesi; "Ekrem Bey'in telefonu" iddiası |
| 12 Mayıs | Yaklaşık 20 kişilik polis ekibiyle evde arama yapılması; telefonun bulunması |
| 14 Mayıs | Sanığın mevcutlu olarak Silivri'den Çağlayan'a götürülmesi ve olayı savcıya anlatması |
Sanığın savunması ve ifadelerin tutarlılığı
Özgüner, savcılıktaki anlatımıyla duruşmadaki beyanlarının aynı olduğunu belirtirken, telefonun kendisinde bulunduğunu kabul etti fakat cihazın hangi amaçla ve kime verildiği konusunda kesin bilginin kendisinde olmadığını söyledi. Aile üyelerinin evdeki eşyaları değiştirmiş olabileceğini ve kendisinin 15 gündür cezaevinde bulunduğunu belirterek, delillerin aranması sırasında evde nelerin hareket ettirildiğini bilemeyeceğini ifade etti.
"Bu senaryoya film yazılmaz."
Savunma sırasında savcı ile yapılan konuşmalara da değinen sanık, telefonun kime verildiği, asistanların ve Özel Kalem personelinin olaydaki rolleri hakkında sorulara cevaplar verdi. Savcının sorduğu "Burcu Hanım kimdir?" gibi sorulara verdiği yanıtların detayları da duruşma tutanaklarında yer aldı. Özgüner, telefonun kendisine verildiğini düşündüğü kişilere ilişkin kesin bilgi olmadığını, bildiği kadarıyla hareket ettiğini söyledi.
- Sanığın örgüt yöneticisi olduğu iddiasını reddetmesi
- Telefonun 12 Mayıs'taki ev aramasında bulunduğu
- Sanığın savcılıkta verdiği ifadelerle duruşmadaki beyanlarının örtüşmesi
Mahkeme salonunda yaşanan bu bölümlerde karşılıklı atışmalar ve sorgulamalar gündeme geldi. Savunmanın odaklandığı nokta, delillerin elde edilme süreci ve telefonun kime ait olduğuna dair kesin bilginin kimde olduğuna ilişkin belirsizlik olarak öne çıktı.
Süreçteki önem ve olası etkiler
İddia makamının soru yöneltme tarzı ve duruşmadaki diyaloglar, kamuoyunda davanın nasıl algılandığını etkileyebilecek unsurlar taşıyor. Delillerin nasıl bulunduğu ve şüphelilerin beyanlarının tutarlılığı, dava sürecinin ilerleyen aşamalarında hukuki tartışma konusu olmaya devam edecek. Özellikle üst düzey siyasetçilerin adı geçen dosyalarda delil zinciri ve soruşturma prosedürleri, karar mercii olan mahkeme tarafından yakından incelenecek.
Duruşmanın ilerleyen oturumlarında tanık beyanları, ek deliller veya bilirkişi raporları gelirse, telefonun teslim süreci, el değiştirme iddiaları ve sorumluluk dağılımı daha da netleşebilir. Bu durumda mahkeme kararları hem ceza hukuku hem de kamuoyunda siyasi sonuçlar doğurabilecek nitelikte olacak.