Akdeniz kıyılarında biriken plastik atıklar ve bunların parçalanması sonucu oluşan mikro ve nanoplastikler, çevresel bir sorun olmanın ötesinde insan sağlığı için potansiyel bir tehdit olarak değerlendiriliyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Halk Sağlığı Kolu Başkanı Dr. Nasır Nesanır'ın ifadelerine göre parçalanma sonucu ortaya çıkan küçük plastik parçacıkları kan, akciğer, plasenta, karaciğer, böbrek ve beyin gibi farklı organlara kadar ulaşabiliyor.
Plastik üretimi ve atık yönetimi
Kaynaklarda yer alan verilere göre dünya genelinde yıllık plastik üretimi yaklaşık 450 milyon ton düzeyinde bulunuyor. Endüstrinin planları önümüzdeki 20 yıl içinde üretimi üç kat artırarak yılda 1,5 milyar ton seviyesine çıkarmak yönünde. Üretilen toplam plastiğin yaklaşık yarısı ise tek kullanımlık ürünlerden oluşuyor. Bu yüksek oranın, atık yönetimi uygulamaları yetersiz olduğunda çevreye karışması ve mikro/nanoplastik kirliliğini artırması bekleniyor.
Sağlık riskleri ve uzman değerlendirmesi
Uzmanlar, plastik parçacıklarının yalnızca fiziksel kirlilik yaratmadığına; içerdikleri kimyasallar ve geri dönüşüm, yakma süreçleriyle ortaya çıkan toksik maddeler aracılığıyla da sağlık riskleri oluşturduğuna dikkat çekiyor. Kaynak, plastiğin üretiminde ve bertarafında kullanılan binlerce kimyasal bulunduğunu; bunların büyük bölümünün etkisinin ve kaderinin henüz yeterince bilinmediğini vurguluyor.
“Plastikle kirlenmiş sahillerde, plajda yüzülmez. Mikroplastiklerin hastalık taşıyıcı mikroorganizmalar taşımaları kuvvetle muhtemel.”
Eski Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk'ün bu uyarısı, mikroplastiklerin hem fiziksel hem de biyolojik risk unsuru olabileceği yönündeki endişeleri özetliyor. Öztürk, mikroplastiklerin yutulması veya ağızla temas etmesi hâlinde özellikle çocuklar, yaşlılar ve hassas gruplar için risklerin daha belirgin olabileceğine işaret ediyor.
Türkiye ve Akdeniz bağlamı
Kaynakta yer alan değerlendirmeye göre Türkiye, Akdeniz'e en çok plastik bırakan ülkeler arasında yer alıyor ve kıyılar açısından plastik kirliliğinin yüksek olduğu ülkelerden biri olarak gösteriliyor. Ayrıca Avrupa'dan ithal edilen plastik atık miktarı bakımından da öne çıkıyor. Bu durum, kıyı ekosistemleri ve halk sağlığı için bölgesel riskleri artırıyor.
- Mikro/nanoplastiklerin ulaşabildiği organlar: kan, akciğer, plasenta, karaciğer, böbrek, beyin.
- Yıllık plastik üretimi: yaklaşık 450 milyon ton (mevcut değer).
- Öngörü: Plastik üretiminin 20 yıl içinde üç kat artması yönünde planlar (1,5 milyar ton/yıl hedefi).
| Göstergeler | Veri |
|---|---|
| Yıllık Plastik Üretimi | 450 milyon ton |
| Öngörülen Üretim (20 yıl) | 1,5 milyar ton |
| Tek kullanımlık plastik oranı | %50 civarı |
Uzmanlar, plastik kirliliğini azaltmaya yönelik önlemlerin hem çevresel hem de sağlık açısından öncelikli olması gerektiğini belirtiyor. Buna atık yönetimi iyileştirmeleri, tek kullanımlık ürünlerin azaltılması, yerli ve güvenli alternatiflerin teşviki ve plastik üretimindeki kimyasalların izlenmesi de dahil. Ayrıca deniz kıyılarında güvenli kullanım için kirlilik düzeyine dayalı risk değerlendirmeleri yapılması gerektiği vurgulanıyor.
Kaynağın aktardığı bulgular, plastik kirliliğinin yalnızca görüntü kirliliği ve ekosistem tahribatı yaratmadığını; aynı zamanda insan sağlığına yönelik daha geniş etkiler barındırdığını gösteriyor. Yetkililer ve uzmanlar, sahillerdeki kirlilik seviyeleri ile ilgili ölçümlerin düzenli yapılmasını, halkın bilgilendirilmesini ve korunma yollarının belirlenmesini tavsiye ediyor.
Bu alandaki bilimsel bilgi birikimi hâlen gelişiyor; mikro ve nanoplastiklerin uzun dönem etkileri konusunda kesin yargılara varmak için daha çok çalışma gerekiyor. Ancak mevcut uyarılar, özellikle hassas grupların korunması ve kıyı kullanım politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor.