Karadeniz’de oksijence zengin su kütlelerinin derinliği bazı bölgelerde belirgin şekilde azaldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi ve AB BIOBLACK Projesi kapsamında düzenlenen çalıştayda sunulan bulgular, bölgedeki biyoçeşitlilik ve balıkçılık kaynakları üzerinde ciddi tehlikeler olduğunu gösterdi.
Derinlik yarı yarıya azaldı
Çalıştayda aktarılan bilimsel değerlendirmeye göre, daha önce yaklaşık 200 metreye kadar uzanan oksijenli su kütlesi, bazı alanlarda şimdi 100 metre düzeyine kadar geriledi. Bu daralma, üst yapı organizmaları ve ticari değeri olan balık türlerinin yaşayabileceği habitatı azaltıyor.
"Daha önce 200 metreye kadar olan derindeki sular oksijence zengin sular iken şimdi bu derinlik yer yer 100 metrelere kadar çıkabiliyor. Balık ve diğer canlıların yaşayabileceği su kütlesini daraltıyor," dedi Prof. Dr. Coşkun Erüz.
Nedenler: Çoklu baskı faktörleri
Uzmanların vurguladığı temel etkenler üç başlıkta toplanıyor:
- İklim değişikliği: Deniz sıcaklıklarındaki artış ve üst ile alt tabaka arasındaki etkileşimin değişmesi, su kolonunda oksijen dağılımını etkiliyor.
- Kirlilik: Kıyı kaynaklı kirlilik ve besin döngüsündeki bozulmalar, oksijen tüketimini artırabiliyor.
- Aşırı avcılık: Tür kompozisyonunda değişim ve stok baskısı, ekosistemin dayanıklılığını azaltıyor.
Çalıştayda neler tartışıldı?
Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’dan proje ortakları ile paydaşların katıldığı oturumlarda, ülkelerde yürütülen araştırmalar paylaşıldı ve izlenecek yol haritaları üzerinde görüş alışverişi yapıldı. Katılımcılar, hem izleme ağlarını güçlendirme hem de ülkeler arası iş birliklerini çoğaltma gerekliliğine dikkat çekti.
| Önce | Şimdi (bazı bölgeler) |
|---|---|
| Oksijenli su derinliği ~200 m | Oksijenli su derinliği ~100 m |
Sonuçlar ve pratik öneriler
Bilim insanları ve paydaşların ortak değerlendirmesi, Karadeniz’deki bu tür değişimlerin kısa vadede ekosistem hizmetleri ve balıkçılık gelirleri üzerinde etkili olabileceği yönünde. Çalıştay katılımcıları, bu riskleri azaltmak için şu adımların önemine işaret etti:
- Ulusal ve bölgesel izleme ağlarının güçlendirilmesi—oksijen, sıcaklık ve besin parametrelerinin düzenli takibi.
- Atıksu ve kıyı kirliliğinin azaltılması—kaynak kontrolü ve tarım kaynaklı besin yükünün yönetimi.
- Sürdürülebilir avcılık politikaları—stok izleme ve kotaların bilimsel verilere dayandırılması.
- Ülkeler arası veri paylaşımı ve ortak projeler—bölgesel koordinasyonun artırılması.
Bu öneriler, hem yerel yönetimler hem de bölgesel politika yapıcılar tarafından değerlendirilmesi gereken öncelikler olarak öne çıkıyor. Ayrıca çalıştay, küresel iklim etkileriyle mücadelede yerel uygulamaların önemini bir kez daha ortaya koydu.
Karadeniz’in ekosistem sağlığı, kıyı toplumlarının geçim kaynakları ve tür çeşitliliği açısından kritik öneme sahip. Bilimsel verilerin izlenmesi ve politika ile uygulamanın yakınlaştırılması, bölgedeki bozulmanın hızını yavaşlatmak için atılacak somut adımlar arasında yer alıyor.