Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edilen ve kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" süreci olarak anılan düzenleme, iş dünyasının önde gelen sivil toplum kuruluşlarının başkanları tarafından ekonomik hayat için bir eşik olarak değerlendirildi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), DEİK ve ASKON temsilcileri ortak olarak düzenlemenin güven, öngörülebilirlik ve kaynak verimliliği sağlayacağını vurguladı.
Güven ve öngörülebilirlik üzerinden ekonomik beklentiler
TİM Başkanı Mustafa Gültepe, yayımladığı açıklamada düzenlemenin Türkiye’nin ekonomik geleceği açısından önemli bir eşik olduğunu söyledi. Gültepe, güven ve istikrarın ekonomik büyümenin temel koşullarından olduğunu belirterek; terör ve güvenlik risklerinin azaltılmasının yatırımcı algısını iyileştirip üretim ve ihracat üzerinde doğrudan pozitif etkiler yaratacağını ifade etti. Açıklamada, düzenlemenin bölgesel kalkınmadan dış ticarete kadar geniş kapsamlı olumlu etkiler doğuracağı öne sürüldü.
"Terörsüz Türkiye, üreten Türkiye'dir. Terörsüz Türkiye, yatırım yapan Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye, daha fazla ihracat yapan Türkiye'dir."
Gültepe, ayrıca yeni çerçevenin uygulanmasıyla kaynakların daha etkin ve verimli kullanılacağına; kamu ve özel sektör arasında koordinasyonun güçlenmesinin kaynak israfını azaltacağına dikkat çekti. TİM’in orta ve uzun vadeli hedefleri doğrultusunda bu dönemin sunduğu fırsatların değerlendirilmeye hazır olduğuna dair mesaj verdi.
Sivil toplum görüşleri ve siyasi mutabakat
MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir de kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu’nda geniş bir mutabakatla kabul edilmesini, ülkenin istikbali ve milli birliği açısından tarihi bir karar olarak nitelendirdi. Özdemir, daha önce 12 Haziran 2025’te Diyarbakır’da gerçekleştirilen 'Terörsüz Türkiye' buluşmasına atıf yaparak örgüte karşı atılan adımların sivil toplumun geniş kesimlerinde destek bulduğunu belirtti.
DEİK ve ASKON başkanlarının da düzenlemeyi desteklediği, metnin sunduğu hukuki çerçevenin yatırımcı güvenini artıracağı ve yerli-yabancı yatırımlar için daha öngörülebilir bir ortam yaratacağı yönünde ortak görüş bildirdikleri kaydedildi.
- Yatırım: Risk primlerinin azalması ve yatırım ortamının iyileşmesi beklentisi
- Üretim: Güven ortamının üretimi olumlu etkilemesi
- İhracat: Rekabet gücünde artış ve ihracatçı pozisyonunun güçlenmesi
- Kamu-özel koordinasyonu: Kaynak israfının azalması ve etkin kullanım
Olası ekonomik yansımalar ve izleme gereği
İş dünyasının beyanları, düzenlemenin kısa vadede moral ve beklenti düzeyini yükseltme potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Ancak uygulama aşamasında hukuki çerçevenin hayata geçirilmesi, sahada koordinasyon mekanizmalarının işlerliği ve uluslararası yatırımcıların algısının kalıcılığı takip edilmesi gereken unsurlar olarak öne çıkıyor. TİM’in vurguladığı üzere, güven ortamının sürdürülebilir olması yatırımcı kararlarında belirleyici olacak; bunun sağlanması ise sadece kanuni düzenlemelerle sınırlı kalmayacak, pratikteki güvenlik, adalet ve ekonomik politikalarla desteklenmesini gerektirecek.
Aynı zamanda düzenlemenin bölgesel ekonomik dengeler, sermaye girişleri ve kredi risk primleri üzerindeki etkileri de izlenecek. İş dünyası temsilcileri, düzenlemenin getireceği koordinasyonun kaynak kullanımında verimlilik sağlayacağını öngörürken, bunun ölçülebilir sonuçlara dönüşmesi için somut, zamanlı adımların atılmasının önemine işaret ediyor.
| Kurum | Temel Değerlendirme |
|---|---|
| TİM | Ekonomik büyüme ve ihracat için eşik; güven artışı |
| MÜSİAD | Milli birlik ve istikbal açısından tarihi karar |
| DEİK | Yatırım ortamının iyileşeceği beklentisi |
| ASKON | Kaynak kullanımında verimlilik ve koordinasyon |
Sonuç olarak, iş dünyasının ortak mesajı düzenlemenin yaratacağı güven ortamının, doğru uygulama ve izlemeyle birleşmesi halinde Türkiye ekonomisine hem kısa hem de orta vadede olumlu katkı sağlayacağı yönünde. Gerçekleşecek politika paketleri, uygulama takvimi ve sahadaki sonuçlar, bu beklentilerin ne ölçüde karşılanacağını belirleyecek.