CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte otizmli çocukların eğitim hakkına erişimindeki eksiklikleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne taşıdı. Dinçer, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde hem nüfus tahminleri hem de sistemdeki erişim sorunlarına dikkat çekti.
Mevcut durum: Sayılar ve erişim
Dinçer önergesinde, Türkiye'de otizmli birey sayısının yaklaşık 1,5-2 milyon civarında olduğu, eğitim çağındaki otizmli çocuk sayısının ise yaklaşık 700 bin olarak tahmin edildiğini aktardı. Buna karşılık, nitelikli özel eğitim hizmetlerinden yararlanabilen çocuk sayısının yalnızca yaklaşık 44 bin düzeyinde olduğu belirtildi. Bu farkın, on binlerce çocuğun örgün eğitim içinde kapsamlı ve nitelikli destek almadığı anlamına geldiği vurgulandı.
Önergede hangi bilgiler talep ediliyor?
Dinçer'in Bakan Tekin'e yönelttiği sorular, mevcut eksikliği hem nicel hem nitel boyutlarıyla ortaya koymayı amaçlıyor. Önergede istenen başlıca bilgiler şunlar:
- Milli Eğitim Bakanlığı kayıtlarındaki otizmli öğrenci sayısı ve bunların kaçının örgün eğitimde olduğu,
- Otizmli öğrencilerin kaçının özel eğitim uygulama okullarında, özel eğitim sınıflarında veya kaynaştırma/bütünleştirme kapsamında eğitim gördüğü,
- Özel eğitim alanındaki öğretmen sayısı, bakanlığın ihtiyaç duyduğu öğretmen sayısı ve mevcut açığın büyüklüğü.
«EĞİTİM HAKKI KONTENJANA BAĞLI HALE GETİRİLEMEZ»
Dinçer, önergesinde «eğitim hakkının öğrencinin engel durumuna, yaşadığı bölgeye ya da okul kontenjanlarına bağlı hale getirilemeyeceğini» belirterek, kamunun her çocuk için erişilebilir, ücretsiz, kapsayıcı ve nitelikli eğitimi güvence altına almakla yükümlü olduğunu hatırlattı.
Neden bu önemli? Sistemsel sonuçlar
Resmi verilerle kıyaslandığında eğitime erişimdeki bu açık, birkaç temel sorunu birlikte getiriyor:
- Kontenjan yetersizliği nedeniyle ailelerin çocuklarını uzak okullara kaydetmek zorunda kalması,
- Nitelikli özel eğitim personeli eksikliği ve bunun ders, rehberlik ve bireysel planlama hizmetlerine yansıması,
- Akran zorbalığı, ayrımcılık ve şiddet gibi sosyal uyum sorunlarının artması riski.
Önergede ayrıca, her eğitim-öğretim yılı öncesinde ailelerin uygun okul ya da özel eğitim sınıfı bulma güçlüğü çektiği belirtiliyor; bu durum, çocukların düzenli ve kesintisiz eğitime erişimini zorlaştırıyor.
Beklenen adımlar ve takip
Meclise sunulan soru önergesi, Bakanlığın vereceği yanıt doğrultusunda hem sayısal verilerin doğrulanmasını hem de çözüm önerilerinin kamuoyuna açıklanmasını sağlayacak. Bakanlık tarafından sağlanacak bilgiler, aşağıdaki alanlarda politika yapıcıların harekete geçmesine zemin oluşturabilir:
- Özel eğitim öğretmeni atamaları ve hizmet içi eğitim planlaması,
- Özel eğitim sınıfı ve uygulama okulu kontenjanlarının artırılması,
- Kaynaştırma ve bütünleştirme uygulamalarının güçlendirilmesine yönelik yöntemsel düzenlemeler,
- Ailelere ve okul yönetimlerine yönelik rehberlik ve destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması.
Önergede yer alan taleplerin takipçisi olmak, hem ailelerin hem de eğitim çalışanlarının sürece dahil edilmesini gerektiriyor. Bakanlığın yanıtı, politika ve kaynak planlaması açısından belirleyici olacak; eksik kalan noktalar ise sivil toplum, meslek örgütleri ve ilgili kurumlarla ortak çalışmalarla giderilmek zorunda.
Özetle, TBMM'ye sunulan bu soru önergesi otizmli çocukların eğitim hakkına erişiminde yapısal sorunları görünür kıldı. Sayısal uçurumun kapatılması ve kapsayıcı eğitim hedeflerinin hayata geçirilmesi için atılacak adımların ayrıntıları, Bakanlık yanıtıyla netleşecek.