Siemens Healthineers Türkiye tarafından FutureBright Group işbirliğiyle yürütülen 3. Sağlık Okuryazarlığı Araştırması sonuçları, halkın sağlık algısı, yaşam alışkanlıkları ve hastalıklar hakkındaki bilgi düzeyiyle ilgili çarpıcı bulgular sundu. Nisan ve Mayıs aylarında, 18-65 yaş arasındaki 600 katılımcıyla yüz yüze yapılan saha çalışması, toplum sağlığı açısından hem olumlu hem de kaygı verici eğilimleri aynı anda gösteriyor.
«Sağlık okuryazarlığını güçlendirmek, doğru zamanda doğru sağlık hizmetine başvurmayı ve erken teşhisin önemini anlamayı destekliyor»
Şirket yetkilileri tarafından paylaşılan verilere göre, kendini sağlıklı gördüğünü bildirenlerin oranı bu yıl %76 olarak kaydedildi. Buna karşın yaşam tarzı ve kronik hastalık göstergelerinde olumsuz yönde değişimler de gözlemlendi. Özellikle fiziksel aktivite ve sigara kullanımı alanlarında karmaşık bir tablo ortaya çıktı.
Öne çıkan veriler
- Fiziksel aktivite: Hiç spor yapmadığını belirtenlerin oranı iki yılda ciddi şekilde yükseldi; %21'den %39'a çıktı.
- Sigara kullanımı: Sigara kullanım oranı yüksek seyrini koruyor; araştırmada %46,5 olarak tespit edildi.
- Stres algısı: Katılımcıların yaklaşık yarısı kendini stresli olarak tanımladı.
- Kronik hastalıklar: Kronik hastalığı olduğunu söyleyenlerin oranı %23 düzeyine ulaştı; tansiyon bildirimi %4'ten %10,3'e, diyabet bildirimi ise %4'ten %8'e yükseldi.
- Sağlık hizmetine başvuru davranışı: Bir şikayet ortaya çıktığında sağlık kuruluşuna başvurduğunu söyleyenler %52,7; rutin kontrol amaçlı doktora gidenlerin oranı ise %23,5 seviyesinde.
Araştırma, check-up yaptırma eğiliminde son iki yılda artış olduğunu da gösterdi. Düzenli kontrol yaptıranların oranı %22'den %35'e yükseldi ve ortalama kontrol sıklığı 3,5 yıldan 2,2 yıla indi. Buna karşın kontrollerini erteleyenlerin üçte birinin gerekçesi "hastalık çıkar" korkusu olarak kaydedildi.
Sinyal okuryazarlığı ve kadın sağlığı
Sinyal okuryazarlığı açısından tablo kırılgan. Katılımcıların %66'sı inme belirtilerini bilmediğini, %45'i Alzheimer'ın erken teşhisinin mümkün olduğundan habersiz olduğunu belirtti. Kalp krizi belirtilerini ayırt edebildiklerini söyleyenlerin oranı ise %59'da kaldı. Bu veriler, acil durum tanı ve müdahalesine ilişkin bilgi düzeyinin geliştirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Kadın sağlığına dair önemli gelişmeler de ölçüldü. 30 yaş üstü kadınlarda mamografi yaptırma oranı iki yıl içinde %23'ten %54'e yükseldi. Kadınların %70'i kendi kendine meme muayenesi yöntemini bildiğini, bilenlerin %80'i ise bunu uyguladığını ifade etti. Mamografi yaptırmayan kadınların %54'ü ise nedeni "şikayetim olmadı" şeklinde açıkladı.
Sonuçlar ve olası etkiler
Bu araştırma, halkın genel sağlık algısında olumlu bir yönelim olsa da, kronik hastalıkların artışı, fiziksel aktivitedeki gerileme ve sağlık belirtilerinin tanınmasındaki eksikliklerin toplum sağlığı üzerinde uzun vadeli riskler oluşturduğunu gösteriyor. Erken teşhis ve düzenli sağlık kontrollerinin artması olumlu bir gelişme olmakla birlikte, sağlık bilgi boşluklarının kapatılması ve davranış değişikliği hedefli müdahaleler gerekliliği ortaya çıkıyor.
Siemens Healthineers Türkiye, bulguları kendi toplum programları ve "Bilmende Fayda Var" platformu kapsamında paylaştı. Araştırma verileri, sağlık hizmetleri planlaması, bilinçlendirme kampanyaları ve önleyici sağlık uygulamalarının hedeflenmesi için yol gösterici olabilir.
| Göstergeler | Önceki (yaklaşık) | Bu araştırma |
|---|---|---|
| Kendini sağlıklı görenler | - | %76 |
| Hiç spor yapmayanlar | %21 | %39 |
| Sigara kullananlar | - | %46,5 |
| Kronik hastalık oranı | - | %23 |
| Rutin kontrol amacıyla doktora gidenler | - | %23,5 |
Araştırma sonuçlarının sağlık politikaları, halk sağlığı kurumları ve sağlık iletişimi uzmanları tarafından değerlendirilip, hedefli eğitim ve erken tanı programlarına dönüştürülmesi bekleniyor. Özellikle sinyal okuryazarlığı ve yaşam tarzı faktörlerine yönelik müdahaleler, kronik hastalık yükünü azaltma potansiyeli taşıyor.
Veriler, toplumun belli alanlarda farkındalığını artırsa da, sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Kamu ve özel sektör işbirliklerinin, doğru zamanda doğru teşhise erişim ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasında belirleyici olacağı değerlendiriliyor.